Hamster satın almak isteyen okurlardan bana en sık gelen sorulardan biri şu: "Bir çift alsam, yavrulasa, çocuklar da doğumu görse fena mı olur?" İlk bakışta masum, hatta eğitici duran bu fikir, benim yıllar içinde en çok pişmanlık ürettiğini gördüğüm kararlardan biri. Kendi deneyimimde iki kez "kaza" doğumla, bir kez de bilinçli denemeyle karşılaştım; üçünde de sonuç, başta hayal ettiğim tabloya hiç benzemedi. Eğer hamster ile tavşan ya da sıçan arasında karar vermeye çalışıyorsanız, hamster çiftleştirme konusunu baştan bilmeniz seçiminizi doğrudan etkileyebilir.
Aşağıda hem sağlık tarafını hem de "peki yavrular ne olacak?" tarafını, süslemeden anlatacağım. Amacım korkutmak değil; hangi yükü omuzlayacağınızı bilerek karar vermeniz.
Hamsterlar hızlı üreyen, kısa ömürlü hayvanlar. Bu hız, doğada avantaj; kafeste ise anneyi çok kısa sürede tüketen bir yük. İlk deneyimimde dişinin doğumdan sonra iki hafta içinde ne kadar zayıfladığını görünce, "üretim" fikrinin ne kadar hafife alındığını anladım.
Hamsterlarda ergenlik inanılmaz erken gelir; henüz kendisi yavru sayılacak yaşta bir dişi gebe kalabiliyor. Gelişimini tamamlamamış bir annede doğum güçlüğü, yavruları reddetme ve doğum sonrası aşırı halsizlik riski belirgin şekilde artıyor. Üstelik dişi, doğumdan çok kısa süre sonra yeniden gebe kalabildiği için erkek kafeste kaldıysa arka arkaya gebelikler zinciri başlıyor. Bir dişinin altı ay içinde nasıl bitkin, tüyü kabarmış, sürekli saklanan bir hayvana dönüştüğünü izlemek hiç keyifli değil.
Petshoptan aldığınız iki hamsterın soy geçmişini bilmeniz neredeyse imkânsız. Kardeş olabilirler; benim ilk aldığım "çift" muhtemelen öyleydi. Akraba eşleşmelerinde yavrularda gelişim geriliği, çok küçük doğum ağırlığı ve ilk günlerde ölüm sık görülüyor. Cüce türlerde ise şeker hastalığına yatkınlığın hatlar boyunca taşınabildiği biliniyor; bazı renk ve desen kombinasyonlarının nörolojik problemlerle birlikte gitmesi de deneyimli üreticilerin bildiği bir konu. Yani ne aldığınızı bilmediğiniz iki hayvanı eşleştirdiğinizde, aslında sorunları çoğaltıp çoğaltmadığınızı asla bilemezsiniz.
En zorlandığım kısım buydu. Anne hamster doğum sonrası ilk günlerde aşırı hassastır; yuvaya elinizi soktuğunuzda, kafesi temizlediğinizde, gürültü veya parlak ışık olduğunda yavruları terk edebilir ya da yiyebilir. Bu davranış "kötü anne" olmasından değil, hayatta kalma refleksinden kaynaklanıyor. Çocuklara "doğumu izleyelim" diyerek başlayan sürecin, çocuklara açıklanması çok güç bir sahneyle sonuçlanma olasılığı gerçek. Bunu bilmeden yaşamak, ailedeki herkes için sarsıcı oluyor.
İkinci büyük mesele matematik. Tek bir doğumdan çıkan yavru sayısı genellikle tek haneli ama üst sınırı şaşırtıcı derecede yüksek olabiliyor. Ve iş bir doğumla kapanmıyor.
Yavrular sütten kesildikten kısa süre sonra kendi aralarında üremeye başlayabilir. Yani doğumdan yaklaşık bir ay sonra elinizde cinsiyetine göre ayrılmış gruplar olmalı. Suriye hamsteri (altın hamster) ise yetişkinlikte tek başına yaşamak zorunda; kardeşler bile bir noktadan sonra kanlı kavgalara girer ve bu kavgalar ölümle bitebilir. Basit hesap: sekiz yavru, yetişkin Suriye hamsteri ise sekiz ayrı kafes, sekiz teker, sekiz su kabı, sekiz kez altlık masrafı.
| Kalem | Tek hamster | Bir doğum sonrası (örnek) |
|---|---|---|
| Kafes sayısı | 1 | 4–8 (türe ve cinsiyete göre) |
| Aylık altlık/yem | Tek pay | Kafes sayısıyla katlanır |
| Veteriner ihtimali | Düşük | Anne + zayıf yavrular |
| Günlük zaman | 10–15 dk | Katlanarak artar |
"Arkadaşlara dağıtırız" cümlesi ilk üç yavruda işliyor, dördüncüde duvara çarpıyor. Söz veren tanıdıkların yarısı vazgeçiyor, veren yerlerde hayvanın nasıl bakıldığını takip etmek imkânsız. Petshoplar genelde belgesiz yavru almıyor ya da çok düşük fiyat söylüyor. Sonuçta yavrular ya sizde kalıyor ya da bakımından emin olmadığınız evlere gidiyor. Sitede bakım zorluğu sıralamasını ve uzun ömür karşılaştırmasını okuduysanız fark edeceksiniz: hamster "kolay" kategorisinde görünür, ancak çoğaldığında bu kolaylık anlamını yitirir.
Benim bugünkü kuralım