Akvaryumla ilgilenmeye başladığım ilk yıl bir balıkçıda "kenar balığı mı istiyorsun, taş balığı mı?" diye sorulduğunda ne cevap vereceğimi bilememiştim. O gün eve boş döndüm, sonra yıllar içinde bu iki tabirin aslında birer tür adı değil, balığın akvaryumda nerede durduğunu ve hangi suyu sevdiğini anlatan pratik bir kısaltma olduğunu öğrendim. Karşılaştırma yaparak karar vermeye çalışıyorsanız, kenar balığı taş balığı özellikleri arasındaki farkları bilmek sizi hem gereksiz ekipman masrafından hem de ilk aylarda yaşanan can kayıplarından kurtarır.
Aşağıda kendi akvaryumlarımda gözlemlediğim ayrımları, satıcıların ve hobicilerin bu isimlerle ne kastettiğini ve su ısısı tercihine göre nasıl seçim yapmanız gerektiğini anlatıyorum.
Bu iki tabir bilimsel bir sınıflandırma değil. Tamamen davranış üzerinden konuşulan bir dil ve doğruyu söylemek gerekirse akvaryum kurarken tür adından daha çok işe yarıyor. Çünkü bir balığın hangi katmanda yaşadığını bilmek, o balığa nasıl bir ortam kurmanız gerektiğini doğrudan söylüyor.
Ben "kenar balığı" derken suyun üst ve orta katmanında, sık sık cam kenarına gelen, sürü hâlinde hareket eden balıkları anlıyorum. Bu balıklar sizi görür, yem saatini öğrenir, akvaryumun önüne geldiğinizde toplanır. Görsel olarak en tatmin edici grup bunlar; çünkü saklanmıyorlar. Benim ilk akvaryumumda bu gruptan balıklar vardı ve çocukların ilgisini asla kaybetmedim.
Bu tipin ortak özellikleri: yüzme alanı istiyorlar, yani uzun akvaryum yüksek akvaryumdan daha iyi. Yüzeyden beslendikleri için yem dağıtımı kolay. Ama aynı sebeple atlamaya da meyilliler; kapağı açık bıraktığım bir gece bunu pahalı bir dersle öğrendim.
"Taş balığı" ise dibe yerleşen, taşların altına ve arasına girmeyi seven, çoğu zaman gündüz saklanıp akşam hareketlenen balıklar için kullanılıyor. Bunlar akvaryumun temizlik ekibi gibi çalışır, tabana düşen yemi bulur, kumu karıştırır. Bir kısmı bıyıklıdır, bir kısmı yılan gibi kıvrılarak hareket eder.
Bu grubun tuzağı şu: onları alırken görürsünüz, eve getirdikten sonra haftalarca göremezsiniz. "Balığım kayboldu" diye panikleyip taşları kaldıran çok kişi tanıyorum. Saklanma alanı olmadan da mutlu olmuyorlar; boş bir tabana bırakılan taş balığı sürekli stres altında yaşar.
Aslında en dengeli akvaryumlar bu ikisini birlikte barındıranlar. Üst katmanda hareketli bir sürü, dipte iki üç taş sever balık, ortada bitkiler. Ama bunun tek şartı var: ikisinin su ısısı aralığı örtüşmeli. İşte tam burada asıl ayrım devreye giriyor.
Balıkları kenarda mı dipte mi durduklarına göre değil, soğuk suya mı sıcak suya mı ihtiyaç duyduklarına göre gruplamak zorundasınız. Katman farkı estetik bir tercih; ısı farkı ise hayati bir uyumsuzluk sebebi.
Soğuk su balıkları oda sıcaklığında, çoğu zaman ısıtıcıya ihtiyaç duymadan yaşar. Bu kulağa "daha kolay ve daha ucuz" gibi geliyor, kısmen doğru da. Ama benim tecrübem şu: soğuk su balıkları genelde daha iri büyür, daha çok atık üretir ve daha fazla oksijen ister. Yani ısıtıcıdan tasarruf edip daha büyük akvaryuma ve daha güçlü filtreye yatırım yapıyorsunuz. Sitede paylaştığım akvaryum boyutu ve balık sayısı hesaplamasına bakarsanız, soğuk su türlerinin litre ihtiyacının neden bu kadar yüksek olduğunu görürsünüz.
Bir de yaz aylarında su sıcaklığının 28 derecenin üstüne çıkması sorunu var. Soğutmak, ıs